nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Mayıs Falı

Şiirler

                                                                           Layout 1

Nükhet Eren ile söyleşi (MaltepePost Gazetesi Aralık 2013)
İstanbul Sonatı romanıyla birlikte Mayıs Falı’nı okuyucunuzun beğenisine sundunuz… Kurgusu olan diğer kitapların yanında neden bir de şiir kitabı?

Geçen yıla kadar şiirlerimi yayınlamayı hiç düşünmemiştim. Çok iyi şiirlerin yazıldığı bir dilde, şiirlerimi yayınlamak için gelecek cesareti bekliyordum sanırım. Ortaya çıkma korkaklığımı yenen, ölüm korkusu oldu. Göçtüğümde bilgisayarla beraber bir köşeye atılacaktı dizelerim. Yaz tatilinde, Midilli adasının soluk karartısına bakarak, hepsini gözden geçirdim. Birkaç beğeneni olursa ayrıca mutlu olacağım.

-Mayıs Falı ismi aslında kitap içinde yer alan şiirlerden birinden geliyor. Neden Mayıs Falı?
Gençliğimde, bahar aylarında, mayıs papatyaları doldururdu etrafımızı; ardından seviyor-sevmiyor falları bakılırdı sevdalılarımız için. Mayıs ‘ben’dim. Ve Mayıs, gençliğim, geleceğim karartıldı, ipotek olarak verildi bu ülke tarafından. Hayal gücüm, hırsım, arzularım gizli gizli bakılan falların beyaz yapraklarına sıkışıp kaldı. Kitabımda, hayli gecikmiş, daha doğrusu geciktirilmiş bu yeni yetmeliğin dizeleri yer alıyor. Mayıs Falı’nı hiç tereddütsüz, arkadaşlarıma, 12 Eylül 1980 darbesi öncesinin sevgi dolu gençliğine ithaf ettim.

Kitapta yer alan şiirlerin, geçen zamana ait olduğundan bahsetmişsiniz. İnsan yıllar içinde bazen şaşırtıcı değişimler yaşayabiliyor. Peki sizce o dizeleri yazan Nükhet Eren’le bugünkü Nükhet Eren hala aynı kişi mi? Edebi kimliğini bir yana bırakacak olursak, duygularınızda, hayatı algılayışınızda ve duyulmasını istediğiniz mesajlarda değişim oluşmuş mu?
Üniversiteyi, 1976- 1980 yılları arasında, Beyazıt’ta okudum. Can güvenliği olmayan, her gün onlarca öğrencinin öldüğü o ortamda hayatta kalmak ya da kalmamak rastlantılara bağlıydı. Çok şaşırtıcı gelebilir ancak, o zaman yazdıklarımı daha yumuşak buluyorum. Şimdi daha öfkeli, daha keskin dizelerle hesap sormak istiyorum. En çok da, boyun eğmek zorunda bırakılışımız kanıma dokunuyor. Hiç kimseyi affetmiyorum, nerede olurlarsa olsunlar iki elimi her zaman yakalarında hissetsinler istiyorum.

-Şiir, roman ve öykü yazma arasında seçim yapsanız hangisi ağır basar?
Yarım kalmış bir romanımın olduğunu söylersem yönümü belli etmiş olurum herhalde. Hatta bir bölümü Bursa’da geçtiği için Bursalı arkadaşlarım tarafından bir an önce bitirilmesi ve yayımlanması için üzerime baskı yapıldığını söylemeliyim. Sanırım çok yakın bir zamanda, yaptığım her şeyden elimi eteğimi çekip romanı tamamlamaya çalışacağım. Dünya zamanında geriye çok fazla yıl kalmadı benim için. Gelecekte yazdıklarım okunsun, dinlensin, izlensin, oynansın diye büyük bir iştiyakım var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: