nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Koyu Zamanlar

koyu zamanlar

 

15 Temmuz akşamı silah seslerinin nereden geldiğine bakmak için evimin penceresine doğru yöneldiğimde onu hatırladım. 3 yıl önceydi. Şam’daydı. 19 yaşındaydı. Dışarıya bakmak için kafasını uzatır uzatmaz keskin nişancılar tarafından tek kurşunla vurulmuştu. Annesi elindeki telefonu kaldırıp resmini göstermişti. O gece İstanbul’da ne olup bittiğini anlayamıyordum. Çoğunlukla berrak olduğunu düşündüğüm zihnimin tek sorusu vardı:  İstanbul artık Şam mıydı?

Yakın topraklarda,  benzer kültürlerde yaşayanlar ayni kaderi paylaşırmış. İbn-i Haldun’un dediği gibi coğrafya kaderimiz miydi?

Sela seslerinin silah sesine karıştığı gecedeyim. Zifiri karanlığı delen jetlerin bomba gibi çıkan sesleri belirsizliği taşıyor. Onların ve yola çıkan tankların arkasında dine dayalı esaslar çerçevesinde örgütlenmiş bir grubun olduğunu söylüyor televizyonlar. Ülkenin yönetimini ele geçirme isteğindeler. Onlara karşı sokağa çıkanların dilinde yine İslâm’ın kelimeleri var.  Bir kaç yıl öncesine kadar din referansında birlikte yol alanlar şimdi karşı karşıyalar. Yerlerde Müslüman kanı var. Yukarıda 14 yıldır seçimle işbaşına gelmiş yöneticiler.

Son haftalarda koyu karanlık denilen Ortaçağ’ı anlatan iki kitap üzerine çalışıyordum.  İtalyan Boccacio’nun Decameron’u ile İngiliz Chaucer’ın Canterbury Hikayeleri. 14. yüzyıl Avrupası’nda hüküm süren Hıristiyanlığın toplumda yarattığı bütün çatlaklar ve kırıklar ortaya saçılmıştı. Çıkarına düşkün zıvanadan çıkmış din adamlarının düzenine karşı yeni  filizlenen Seküler düşünceyi satır aralarına katan iki yazar vardı karşımda. İki yüzyıl sonra  özgür düşünmenin ve ölçmenin önünü açan, demokrasiye doğru ince hatları gösteren yazarlar.

Canterbury Hikayeleri, İngiltere’de bir azizin mezarı olduğu için kutsal sayılan ve hac için ziyaret edilen Canterbury şehrine giden hacıların anlattığı hikayelerden oluşuyor. Değişik mesleklerden ve farklı amaçlarla hacı olmaya çalışanlar arasında rahip, rahibe, afnameci, frer gibi dini çevreye mensup olanlar da vardır. Chaucer, kendinden iki yüzyıl sonra gelecek olan, dinsel reform hareketlerinin öncüsü bir grubun destekçisidir. Reform ve Rönesans dönemi yazarı Shakespeare ise oldukça seküler oyunlar yazar, oyunlarında kadın haklarından iktidarın sorgulamasına kadar uzanan geniş alanda insanı anlatır. Yeni okumaların yeniden söylediği bir nokta çok değerliydi. Yaşama alanını iyileştiren bilim ve sanat, dışarıdan kimsenin burnunu sokmadığı ölçüde yeniler kendini. Demokrasi özgür ve bağımsız ortamda büyür, serpilir.  Alan daralırsa yerini güce, baskıya, hatta silahlı kuvvete kaptırır.

15 Temmuz’da sesini duyduğum silahlardan biri komşu mahallenin muhtarını vurmuştu. Gezi Direnişi sonrası oluşan park-mahalle forumlarından birinde tanımıştım onu. Kalabalık ve hayli gergin geçen toplantıda samimi ve sakin konuşması duyulmuştu. Getirdiği bir kutu baklavaysa forumu tatlı kılmıştı. Gezi ben buradayım demenin sesiydi, muhtar onu duymuştu.

O toplantıdan bir süre sonra binlerce insan yaşamını yitirdi Türkiye’de. 19 yaşındakiler vardı içlerinde, Suriyeli genç gibi. Sonra yaşlılar, kadınlar, çocuklar. Bugün daha büyük sıkıntıların ve sorunların içinden geçiyoruz. Bütün bunlarla sadece düşündüğünü söyleyen, özgürce davranan bir toplum ile ona kucağını açan seküler bir yönetim başa çıkabilir. Edebiyatın bize aktardığı Ortaçağ’ın aşılması sonrası yerleşen şey demokrasiydi. Yaşamak için onunla nefes alınan demokrasi. Yoksa coğrafyamıza boyun eğip kaderimize küseceğiz.

(

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 06/08/2016 by in Diğerleri and tagged , , , , , , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

Mahmut Yesari, 1920'lerden öldüğü 1945 yılına kadar sürekli roman öykü tiyatro yazmış. Bugün unutulmuş, kimse okumuyor, kitapları basılmiyor. NEYYA edebiyat laboratuvarinin gözdesi  Mahmut Yesari 2016 da Papirüs dergisinde. Yazarlarımızi unutturmayacagiz.

Zero sergisini görerek  yeni bir sıfır ekledim. Yeni IBAN numaram...

Semahane imiş.

Bu bir aktar dükkanı. Dışarıda yaprak tarhana asılı. Kefen ve cenazeyle ne ilişkisi var.

Küçük bir Selçuklu camii

Papirüs Dergisi çıktı.  Dosya konusu Don Quijote ile Türk Edebiyatı karşılaştırması ve Bizim Don Quijote. Baska Edebiyat'ta ise Ermeni Edebiyatı var.  Çok emek verildi. Çaba sarfettim.  Didik didik okunmasını isterim.  Her türlü yorum ve eleştiriyi bekliy

Diğer Fotoğraflar
%d blogcu bunu beğendi: