nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

başka özgeçmişim

Ya bir anda soluğum duracak ya da bütün vücudum felç olacak. Gece-gündüz, sabah-akşam belli değil. Belki bir şey boğazımı tıkayacak, belki tonlarca ağırlık üzerime oturacak. Var olmanın amansız bir oksi karbon bileşenin zaferine bağlı olduğu yerde duruyorum ve yazıyorum.

-.-

Temmuzun sabaha değen serinliğinde doğmuşum. Gözümü açtığımda gördüğüm iri taşlardan yapılmış 16. yüzyıl binası, Mimar Sinan’ın Süleymaniye Külliyesi’nin doğumhanesiymiş.

Hem Lazca hem Türkçe’nin konuşulduğu geleneksel ailenin içinde büyük kız çocuğu ve şımarık torun olarak büyüdüm. Çoğunlukla içine kapanık, arada hızlı ve etkili hınzırlıklar yapan bir çocuktum. Freud’un durumumu açıklayan neşriyatı var mı bilmiyorum.

Tomar tomar Tommiks Texas okudum.  Aynı sayıları onlarca kez hatim ettim. Sonra polisiye romanlar okumaya başladım ve ilkokulu bitirmeden üç numara gözlüklerimi taktım.

Kız Lisesine gittim; çıkışta eteğimin boyunu hiç kısaltmadım. Eve gidene kadarki yaklaşık iki kilometrelik yolda, arkadaşımla Vedat Günyol’un gazetedeki son yazısı üzerine tartıştım.

80 öncesi üniversite günlerimizi yeniden anlamaya ve anlatmaya çalışan bir öykü yazdım. Saflık Örtüsü adlı kitabımın içinde ve merak edenler için şimdi bianet internet sitesinde mevcut. Adı, “On Altı Mart Bin Dokuz Yüz Yetmiş Sekiz”.

İş hayatına başladım. Önce İngiliz sonra Fransız şirketlerinde aralıksız 20 sene çalıştım. ‘Kazanırım çocuğuma ekmek parası’ nakaratıyla ve ilk kadın yönetici olabilmenin hırsıyla işin yokuşlarını çıktım.

İstanbul Sonatı’nı kaleme aldığım günlerde, beyaz ekranın karşısında saatlerce yazıp silmekten zamanın akışını kaybettim. Dakikanın ve saatin dışına çıktım. Her gün bir ya da iki paragraf ilerleyen bu ilk edebi metnimi seviyordum.

Ardından Osmanlı dönemi yazarlarından birinin hayatını anlatan kurmaca bir roman yazma kararı aldım. İlgili kitapları okudum, bir defter dolusu not aldım, lakin tamamlayamadım.

Öykü kitabım çıktıktan sonra Yaratıcı Yazarlık Atölyesi başladı. Koşuyolu Mahalle Evi, evimin dibindeydi. En azından bir şeyler öğrenmek için fırsatım olacaktı.  Ertesi yıl devam edeceğini bile düşünmedim. Şimdi altıncı yıl  bitti, toplam beş tane yazma ve okuma atölyeleri oluştu. Yaratıcı ve yetenekli NEYYA doğdu.

Osmanlı Edebiyatı üzerine gazete yazıları yazdım; detayları araştırırken kütüphanede çalışmaya bayıldım. Yetişmesi gereken yazılar beni zorluyor, aksi halde tembellik halini tercih ediyorum. Bugün yarın derken tamamlayamadığım, üç beş yıldır bekleyen cümlelerim oldu. Yazmam için dürten kişiler var; ne yazık,  onları da başarısızlığa mahkum ettim.

Söylenen ve yazılan her şeyi, yazıldığı ve söylendiği haliyle benimsiyorum, sarıp sarmalıyorum. Kimin tarafından ya da ne zaman ortaya çıkarıldığını dert edinmiyorum. Benim ekranıma düşen harfler, kelimeler, paragraflar doğrudan doğruya, hile hurdasız ve her daim hayata dair karşılık veriyorsa, seviniyorum.  Sağımızda solumuzda dolaşan, tepemizde önümüzde uçuşan şeylerin söze çarptığı yerdeki söylemin peşinde sorular soruyorum.  Edebiyatın,  bütün verilemeyen cevapların toplamı olduğunu düşünüyorum.

Reklamlar

One comment on “başka özgeçmişim

  1. filiz bilge
    14/06/2016

    Merhaba Nükhet Hanım, Güzel bir yazı, Tommiks Texas’lardan tanışıyormuşuz,)) İletmemi istediğiniz yerler varsa iletirim, sevgiler, Filiz Bilge

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 14/06/2016 by in Uncategorized and tagged , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

Mahmut Yesari, 1920'lerden öldüğü 1945 yılına kadar sürekli roman öykü tiyatro yazmış. Bugün unutulmuş, kimse okumuyor, kitapları basılmiyor. NEYYA edebiyat laboratuvarinin gözdesi  Mahmut Yesari 2016 da Papirüs dergisinde. Yazarlarımızi unutturmayacagiz.

Zero sergisini görerek  yeni bir sıfır ekledim. Yeni IBAN numaram...

Semahane imiş.

Bu bir aktar dükkanı. Dışarıda yaprak tarhana asılı. Kefen ve cenazeyle ne ilişkisi var.

Küçük bir Selçuklu camii

Papirüs Dergisi çıktı.  Dosya konusu Don Quijote ile Türk Edebiyatı karşılaştırması ve Bizim Don Quijote. Baska Edebiyat'ta ise Ermeni Edebiyatı var.  Çok emek verildi. Çaba sarfettim.  Didik didik okunmasını isterim.  Her türlü yorum ve eleştiriyi bekliy

Diğer Fotoğraflar
%d blogcu bunu beğendi: