nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Yakışıklı Prensi Reddeden Külkedisi ya da  Popüler Kültürün Öteki Okuması

Fanny Price’ın, on yaşındayken yoksul ailesinin yanından alınıp Mansfield Park’ta yaşayan zengin ve soylu eniştesinin malikanesine gelmesiyle başlar romanımız. At arabasında geçen uzun yolculuğun ardından eve adımını atar atmaz,  enişte Sir Thomas tarafından “haddi” belirlenir: “Kızlarımın akrabalarına hiçbir şekilde tepeden bakmalarına göz yummam. Ama yine de eşit olmaları imkansız. Unvanları, varlıkları, hakları ve hayattaki beklentileri bakımından hep bambaşka kalacaklardır.”

Nabokov’un Amerika’da verdiği edebiyat derslerinde incelediği romanlar arasında, Jane Austen’ın Mansfield Park adlı romanı da vardır. Buradan yola çıkıp Jane Austen adı etrafında olup bitene baktığımızda; popüler kültürün, deyim yerindeyse, tam göbeğine düştüğümüzü fark etmek zor olmadı. Televizyonlarda sıra sıra dizileri yayınlanan, her yıl üzerine en az bir sinema filmi çekilen yazarın şöhreti alıp başını gitmişti.  Dünyanın her tarafında okur organizasyonları kurulmuş, etkinliklerin ve festivallerin biri bitmeden öteki başlar olmuştu. Merkez ve müzeleri, yıllar öncesinden kapılarını ziyarete açmıştı. Jane Austen Kitap Kulübü adlı sinema filminde, altı romanı romantik komedi tarzında anlatılmış; Lost in Austen adlı TV dizisinde ise, günümüzün Austen hayranı kadını, evinin banyosuna açılan zaman tünelinden iki yüzyıl önceye geçip,  Gurur ve Önyargı romanının erkek kahramanı Bay Darcy ile tanışmıştı. Yeni-eski tüm televizyon dizilerindeki Darcy sahnelerinin, internet üzerinde izlenme rekorları kırması kimseyi şaşırtmıyordu. Sevgililer gününde çeşit çeşit Darcy pozları ile kutlama mesajları gönderilirken,  Darcy’nin yaşadığı Pemberley bölgesinin adının bile farklı farklı uyarlamaları yapılmıştı.

Çılgınlık olarak adlandırabileceğimiz Jane Austen tutkusunu, hatta bağımlılığını anlamanın en iyi yolunun, diğer romanlarından farklı olduğu söylenen Mansfield Park’ı, yazarın en sevdiği kahramanı Fanny Price üzerinden yeniden okumaktan geçtiğini düşünüyorum. Evlatlık Fanny Price, tembel ve uykucu teyzesinin yanında oturmaktadır daima-tıpkı Külkedisi’nin ocağın yanı başından ayrılmaması gibi. Evin günlük hareketi içinde kenarda kıyıda kalıp, Sir Thomas’ın buyruklarına harfi harfine uymaktadır. Öylesine söz dinler haldedir ki, gençlerin evde tiyatro oyunu sahnelemesine, eniştesinin bunu asla onaylamayacağını söyleyerek karşı çıkar. Ata binmekten çok hoşlandığı bilinmesine rağmen saatlerce bekletilir ve sesini çıkarmaz. Toplu olarak yapılacak geziye, içi gitmesine rağmen katılmaya yeltenmemesi, şükretmeyi bilmesi olarak yorumlanır. Sonradan bin bir güçlükle katılmış olsa da, ormanın içinde bir saat boyunca yalnız bırakılır. İçindeki acı ne kadar yakıcı olursa olsun, dönenlerin anlattıklarını, kimseye tek bir kelime etmeden dinlemekle yetinir. Hayatında ilk kez katılacağı baloda ilk kez kolye takacak olmasına rağmen, başkalarını incitmemek adına, istemediği bir zinciri takma fedakarlığına bile katlanır. Baloda ilk dansını Henry Crawford ile yaptıktan sonra, artık yeni bir Fanny ile karşı karşıya olduğumuzun altını hemen çizmek isterim.

Fanny’nin baloda dansettiği Henry Crawford, etrafındaki kızların gözlerini diktikleri yakışıklı, zengin, çapkın ve uçarı bir genç adamdır. Sosyete mensubu olduğu için görgü kurallarını ezbere bilir, yakınına ulaşıp da ondan etkilenmeyen tek bir kadın bile yoktur. “ Tanrı’nın en büyük ve ‘son’ armağanı” dediği kadınlar için, Shakespeare’in dizelerini olağanüstü güzellikte okur. Mansfield Park’ın gerçek, güzel ve esas kızlarını birbirine düşürmüş, iki kız kardeşi neredeyse düşman etmiştir. Görkemli bir evi ve kendisinin düzenlediği çarpıcı bir bahçesi vardır.  Fanny’nin denizci kardeşine, gizliden gizliye-Sir Thomas’ın bile yapamayacağı, büyük bir iyilikte bulunmuştur. Onunla evlenebilmek, herhangi bir genç kadın için başına konmuş koca bir talih kuşu, bütün kaderinin baştan sona yeniden çizilmesine neden olacak olağanüstü bir olaydır.  Fanny Price evlilik teklifini kabul etmez ve on yıldır yaşadığı evden kovulur.

Etrafında bulunan istisnasız herkes, bu teklifi kabul etmesi için onunla tek tek konuşur ve olacakları anlatır. Yalvarma, yakarma, ikna etme ve sevgi sözcüklerinin ardı ardına sıralanması Fanny üzerinde etkili olmaz. Baba evine döndüğünde, kardeşlerinin yoksulluk içindeki perişan hallerini görüp, berbat koşullar altında onlarla birlikte yaşamasına rağmen kararından vazgeçmez.  Söz konusu üstün nitelikli bir adam dahi olsa, beğendiği kadını kendini sevmeye zorlayamayacağı konusunda direnir. Ötekilerin bir çeşit zalimlik olarak nitelendirdikleri Fanny’nin sayfalar boyu devam eden bu direnişini, bir çeşit feminist başkaldırı olarak görebiliriz.  Böyle olması da doğaldır, çünkü ona can veren Jane Austen, dönemini ustalıkla anlatan ve korkusuzca direnen kadınları kurgulayıp aktaran, ileri görüşlü bir yazardır.

Bu özelliğinin izlerini tüm roman boyunca da süreriz. Romanda taşra ile büyük şehir farkı, her şeyin parayla satın alınıp alınamayacağı üzerinden vurgulanırken, bir dönem Avrupa ülkelerinde var olan pencere vergisi ile zenginlik arasındaki bağlantı hicvedilmekte, kralın hizmetinde okyanuslarda dolaşan gemilerde bulunan kölelerden bahsedilmektedir. Din adamlarının toplumsal etkisi, sosyete çevresinin çürümüş yapısı, yazarın tüm roman boyunca diyaloglar sayesinde bize başarıyla aktardığı konular arasındadır. Yokedilen ağaçlıklı yol için okunan şiir ve bahçe düzenlemesi üzerine yapılan sohbetler bize onun çevreci yönünü gösterir. İnsan ilişkilerindeki çıkar çatışmaları, ikiyüzlülük ve oyunlara akıl erdirmeye çalışırken, evliliği, “insanların karşılarındakinden pek çok şey bekledikleri ve kendilerine karşı en az dürüst oldukları bir alışveriş” diye yermesi ise okuru şaşırtmaz.

Jane Austen’ı yeniden okurken, bize sunduğu içerikle aslında hala güncel olan sorunları ve kavramları, büyük bir edebi ustalıkla yazı diline dökmüş olduğunu görüyoruz. Bu özelliğinin onu böylesine popüler kıldığını söyleyebiliriz sanırım. Kırk iki yıllık yaşamında yayımlanan kitaplarında adının yer almadığı, sadece “A Lady” ibaresini görebildiğimiz kadın yazarımıza bıraktığı her şey için şükranlarımızı sunuyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/06/2014 by in BirGün Yazıları and tagged , , , , , , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: