nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Carlos Fuentes’den Maskeli Zapatistalara…  

Ekranda yüzleri kar maskeli insanları görüyorum; tam önlerinde, göğüslerine yakın, dik tuttukları tüfekleri ile düzgün adım asker yürüyüşü yapıyorlar. Çene hizalarına gelen silah uçlarına beyaz bez bağlamış, uygun adım ilerliyorlar. Barış simgesi olan beyaz bezi namlunun ucunda taşıyan Zapatista Özgürlük ordusu, Chiapas’ın yerli insanları için yürüyor. Yardımcı komutan-Subcomandante-Marcos kar maskesinden aralanan gözleri ve ağzında piposu ile görüntüye girerek şunları söylüyor. “Cebimde bir kurşun var. O, kardeşlerimden birinin hayatına son veren kurşun. Hepimizin öldürülmüş bir kardeşi yok mu? Benim kardeşim başına sıkılan bir kurşun ile öldürüldü. Peki, o kurşunu ve o silahı ona kim verdi? Daha güçlü biri. Peki ona kim verdi? Daha güçlü biri. Kardeşimi öldüren o kurşunu cebimde taşıyorum. Zapatistaların ceplerinin büyük olması, ceplerinde kurşun taşıdıkları için değil. Kardeşlerini taşıdıkları için.” Bir gazetenin attığı başlıkla; “dünyanın ilk postmodern devriminin sahipleri”, karşımda.

Carlos Fuentes Dostlar adlı öyküsünde; 1910 Meksika devriminde Zapata’nın çiftliklerini ellerinden alması sonucunda Fransa’ya göç eden De La Guardia ailesinden Alejandro’nun geri dönmesini anlatır. Zapatistaları merak eden okurların birçoğu, benim gibi, yukarıda birkaç sahnesini anlattığım “Chiapas Adında Bir Yer” adlı belgesel filmi izlemeye başlayacaktır. Öyküye dönecek olursak, içinde; tıpkı Chiapas’da yaşananlar gibi, büyülü gerçekçilik denilen, bilgi ve sezgiyle cevap veremeyeceğimiz o Latin Amerika’ya özgü türün özelliklerini taşır. Zapatistalar da zaten, cevap vermek yerine sorular soran, sonuç almak yerine sürecin ilerlemesiyle ilgilenen devrimciler değil midir?

Aile mirasını teyzelerinden almak üzere yola çıkacak olan Alejandro ya da Alex, Meksika’nın değişmiş ve sakinleşmiş olacağını söylediğinde, ölmek üzere olan annesi bunun bir mucize olacağını söyler. Alejandro, doğup büyüdüğü Fransa’dan bir yabancı olarak ayrılıp, atalarının şehri Meksiko’daki eski evde yaşayan, yaşlı ve tuhaf teyzelerinin yanına gelir. Teyzeleri zamanı paylaşmıştır, evden dışarı adımlarını atmadıkları gibi odalarından da biri gündüz diğeri gece, sırayla çıkarlar. Yanlarında çalışan sağır, dilsiz ve dişsiz bir yerli kadın vardır. Çekmecede, on beş yıl önce kendi yazdığı kitabı bulur. Tramvayın ezdiği küçük çocuk görünür. Küvette yıkandığı sırada, fantastik bir örgünün içine girerek o çocuğa dönüşür. Tüm bu hal boyunca aktarılan, zaman ve zalimlik üzerine konuşmalar dikkat çekicidir: “her şeyin bir zamanı var”, “zalimliğimiz sevgimizin bir parçasıdır”. Gerçekliğin bilinemediği ve sezilemediği, başka bir deyişle ters yüz edildiği, ayna metaforuyla yaşamdan ölüme geçişlerin yapıldığı, zamanın tanıdığımız ölçü ve sınırlarının alaşağı edildiği bir dünyaya giriveririz. Seçmek artık bizim için de bir tuzaktır.

Carlos Fuentes; Meksika’nın seçkin entelektüeli… Yazdığı romanlarla, dünyanın dört bir tarafındaki okurlara, ülkesinin tarihi dokusunu götüren harflerin efendisi yazar. O da öteki Latin Amerikalı yazarlar gibi, dergi ve gazetelerde, Meksika Hükümetini eleştiren politik yazılar yazdı. Adalet ve temel insan haklarına daha çok önem vermesi açısından, ideolojik yanının daha üstün olduğunu söyleyebiliriz. 1975’de Fransa elçiliğine atanmasına rağmen, iki yıl sonra istifa eder. Nedeni; 1968 yılında protestocu öğrencilere ateş açan dönemin başkanının İspanya elçisi olmasıdır.

Edebi yönden incelediğimizde ise; modern Meksika tarihinin izlerini katmanlı hikayelerle anlatırken, aşk, hatıra, ölüm gibi evrensel temaları da yeniden keşfettiğini gözlemleriz. Pek çokları tarafından en iyi romanı olarak kabul edilen ve 1962 yılında yayınlanan “ Artemio Cruz’un Ölümü”nde; ölüm döşeğindeki başkarakterin gözünden Meksika devrimini ve sonrasında kendisinin nasıl bir zorbaya dönüştüğünü görürüz.

Edebiyat, yazarlar ve eserler üzerine çok sayıda yazısı da bulunan Fuentes, roman sanatının günümüz koşullarına dayanamayarak yok olacağına ilişkin görüşler üzerine şunu söyler: ”İşin doğrusu, habere doymak belki de romanın sesine karşı bir tehdit oluşturdu, ama belki de aynı zamanda romana yeni bir ses kattı.” Romanın hem potansiyel hem tamamlanmamış bir tür olduğunu belirtir. Buna şunu ekleyebiliriz sanırım: Hele taşan, köpüren Latin Amerika kültürüne kök salmışken…

Subcomandante Marcos’un en sevdiği yazar olduğunu söylediği Carlos Fuentes, Maskelerin Ardına Yolculuk adlı yazısında Chiapas’ı anlatır. Gerçekleşen başkaldırı ile, o güne kadar müzelerde saklanan ya da geniş caddelere heykelleri konulan yerli kimliğinin, artık kendini tanıdığı ve koruduğunu, kurumsal olarak dillerini sürdüreceğini söyler. Yıllardır toprak sahiplerinin yerli halkın otonom yapısını bozduğunu, topraklarını elinden alıp onları umutsuzluğa ve sefalete sürüklediğini ekledikten sonra, Chiapas’da olup bitenlerin, Meksika’nın çok kültürlü ve çok etnisiteye sahip bir ülke olduğunu hatırlattığını dile getirir. Ülkenin, 10 milyon yerlinin konuştuğu 42 dille alternatif bir kültür ve değeri barındırdığını, onların ne barbar ne de vahşi olduğunu, sadece başka bir kültürün parçası insanlar olduklarını belirtir.

Ekranımıza geri dönersek; kadın elindeki baltayla yüksek bir ağacı indirir, diğeri tarladan mısırları toplar, gençler odunları taşır ve çocuklar ellerindeki oyuncaklarla oynarken Zapatista komutanlarının adlarını sayar. Dünyanın her tarafından gelen yazar ve sanatçılar etrafta görünür. Bir dönem tüm aydınları kendine çeken İspanya İç Savaşı’nın yerini artık Chiapas mı almıştır?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/06/2014 by in BirGün Yazıları and tagged , , , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: