nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Eray Canberk, Unutulmayan Kentlerin ve İnsanların Şairi

Kent sözcüğünü duyduğumuzda zihnimizde hemen, iş bulma ve çalışma olanağının en fazla olduğu, en iyi sağlık ve eğitim hizmetlerinin sunulduğu, kültürel ve sanatsal alanlarda en yaratıcı çalışmaların izlendiği yerleşim birimi canlanır. Hititlerden bu yana ticaret yolları üzerinde kurulmaya başlayan bu ortak yaşama alanları, modernizmle birlikte başka işlevleri üstlenerek hızlı değişimin belirgin noktaları olmuştur. İlişkilerinin farklılaştığı kentte yaşamak ise duyarlı kişiler için sıkıntı ve hoşnutsuzlukları beraberinde getirmiştir. Ardından şair etrafında olup biteni dizelerine dökerek bize kentini anlatmak için masaya oturur.

Eray Canberk, toplu şiirlerinin yer aldığı “Kent Kırgını” adlı kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nün bu yılki sahibi oldu. 1960 yılından bu yana, yirmi yaşından beri yazdığı şiirler; Kuytu Sular, Yüreğin Burkulduğu Zaman, Eskimiş Yalnızlığa, Ebrular, Kuytu Sularda Zaman, Öncekiler ve Sonrakiler, Ebrular II bölümleriyle kitapta yer alıyor. Özellikle yazdığım bu başlıklar, onun şiirinin hayata ilişkin duyarlılığı konusunda bazı ipuçlarını gösterir. Haftalık gazete yazılarını topladığı “Ne Yazar Kim Okur” isimli kitabında ilk okuduğu şairler arasında olan Puşkin’in Şaire adlı şiirinden söz eder. Ardından şiir üzerine söz söylemiş olanları sıralar. Eray Canberk’in şiirinin izlerini sürmeye aşağıdaki dizelerden başlamak istiyorum:

 

 

Ben unutulmayan insanların

 

Unutulmayan kentlerin ve acıların

 

Unutulmayan sevdaların ve dostlukların

 

Yürekten korkuların

 

Acemi korkak ve git gide

 

Kedere garkolan bekçisiyim

 

( Anlatır/Anlatılmaz; Kent Kırgını)

 

Heidegger şiir üzerine konuşmanın bir kibirlilik hali olduğunu söyler. Çünkü şiir bilginin ve otoritenin ötesine geçer, imgelemelere dayalı sonsuz odaklı şiirin değerlendirmesi olmaz. Alman filozofun dediklerine rağmen ve Eray Canberk’in hayran olduğum alçakgönüllülüğüne sığınarak şiirleri üzerine bir deneme çabasında bulunacağım. Onun şiirlerinde gurbete düşen insanın yalnızlığı, uzakta kalanı özlemi vardır. Büyük kent yaşamının bütün kaygısını omuzlarında taşır. Çağı tarafından aldatılmış olmanın korkusu durmadan büyür içerisinde. Zor koşullarda yaşayan, kentin dışına itilen ya da kendi isteğiyle kentin dışına kaçan yorgun insanların şiirleridir. Kış çöktüğünde yalnızlık diz boyu olunca eski zamanlara, çocukluğa duyulan özlem gelir ince bir hüzünle.

 

 

caddelerden ağaçlardan ve denizlerden

 

unuttuğu yüzlerden çizgiler çiziyor boşluklara

 

sevgiler mi hüzünler mi kavuşmalar mı

 

hepsi gidip dönmediği kentler gibi uzakta

 

uzak

 

(Uzak, 1964; Kent Kırgını)

 

 

 

Umudu ise çocuklarla, çiçeklerle, kuşlarla, türkülerle taşır kent yaşamına. Aydınlık insanların mücadelesi, işbirliği, geride iz bırakma çabaları gelir.

 

 

 

oysa kuşlar tanırlar bilirler söyleyecekleri türküyü

 

yaşamı pahasına kavganın üstüne üstüne giden şimdi

 

durmadan çoğalanların üstünden geçerken şimdi

 

bir sabah bildikleri bir türküye benzer bir türkü

 

bir türkü işitecekler dünyanın dört bir yanındaki gibi

 

 

(Onlar, 1968; Kent Kırgını)

 

 

 

Şiir üzerine, şiirciler hakkında hicivli dili yanında şairler üzerine yazdıkları ve Ebrular’ı kendine özgüdür. Ebruları Japon Haiku’larına benzetirim. Öylesine hece zorunluluğu olmadan, gül dalına vurularak suyun üzerine atılan boyalar gibi serpilmiş söz renkleridir Ebrular.

 

 

 

yazdım ve unuttum

 

bir resimdi (arkasına)

 

yazmadım ve unutmadım

 

bir resimdi (nasılsa)

 

 

 

Son dönem şiirlerinde parantez ve çizgi içi biçimlerini daha çok kullanmaya başlıyor Eray Canberk. Kent Kırgını’nı okurken en çok ilgimi çeken Kül Rengi ve Kurşuni sözcükleri oldu. Belki şair unutulmayan kentinin rengini biz okurlarına bu iki sözcükle sunuyordu. Son olarak onun Sözcük ve Sevgi üzerine yazdığı dizelerle edebiyatseverlere yeniden seslenmesine kulak verelim.

 

 

 

birbirine benzer sözcük ve sevgi

 

sevgiyi de yerli yerinde kullanınız

 

sözcüğün de olur lekelendiği

 

-olsun- ikisini de gözden çıkarmayınız

 

 

(Sözcük ile Sevgi; Kent Kırgını)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/02/2013 by in Uncategorized.

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: