nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Cumartesi Anneleri’nin Öyküsü

Cumartesi Annelerinin fotoğraflarını çekmek için alelacele evden çıktım. Öykü kahramanım Gamze gibi otobüse değil ama minibüse binerek Üsküdar’a ulaştım. Kabataş’a giden motorun arkasındaki açık alana çıkıp makinemle iskele kazığına tünemiş iki kirli martıyı, ardından yerde oturmuş, kucağındaki güllerin solmuş dış yapraklarını ayıklayan kadını çektim. Fark edince sinirlendi, fotoğrafı silmemi istedi. Zaten öyküde çiçekçi roman kadın tipi olmadığından hiç dert etmeden sildim. Martılar, kız kulesi, geçen gemiler tastamam mevcuttular. Taksim’e çıkan finikülere binince, ben buralara gelmeyeli ne kadar oldu acaba diye düşündüm. İstanbul, Babil olmuştu. Yanımda Arapça konuşan genç çift, tıpkı öyküdeki Emre ve Gamze gibi eleleydiler; karşımda Rusça konuşan iki alımlı genç kadın ile şişman adam, hemen yanlarında İngilizce konuşan düzgün görünümlü orta yaşın üzerinde başka bir çift. Taksim Meydanı’na çıktıktan sonra koşar adımlarla İstiklal Caddesi’ne girdim. Saat 12’ye beş vardı ve tıpkı onlar gibi geç kalmıştım. Fransız Konsolosluğu’na geldiğimde, karşısında bir Çin lokantası olup olmadığına baktım. Kebapçı vardı. Gamze’nin nereye düşmüş olacağına karar veremeden uzaklaştım. Öykü burada bitmişti bitmesine, ama  ben Galatasaray’daki 394. Buluşma’ya yetişmeliydim.

Frankfurt Kitap Fuarı: Edebi Şehirler adı altındaki bir proje için “Mothers of İstanbul” adıyla bir öykü yazmıştım. İçinde yaşadığım yerin kentsel dönüşümünü ve Cumartesi Annelerini içine katan bir öyküydü. Proje kapsamında yazdığım kurgulanmış öykü ile gerçeğin resimlerini koymak, hayal ile hakikati bir araya getirmek istiyordum. Lakin anneleri dinlerken, ne kadar yanılgı içinde olduğumu anladım. Onların gerçek hikayeleri,  kurmaca bir metin içinde yaratılandan çok daha çarpıcı ve sersemleticiydi.

Zihnimize yağan hikayelere bakalım: Asker, polis, köy korucusu evin kapısına dayanıyor; annenin oğlunu alıp götürüyor. Zaman geçiyor, anne askere, polise, korucuya gidiyor, oğluna ne olduğunu soruyor. Biz almadık diyorlar. Bütün başvurmalara rağmen oğula ne olduğuna dair 19 yıl boyunca hiç ses çıkmıyor. Bir ay öncesine kadar. Bir ay önce askeriyeden mektup geliyor, oğlunuz askerliğini yapmamış deniyor. Böylesine sarkastik bir sonla bitince kurgumuz, okuru şaşırıyor, allak bullak oluyor.

İkinci hayalimizde,  ülkenin eski başbakanlarından biri görünüyor meydanda; 20 yıldır kayıp olan oğlunun nerede olduğunu haykırıyor ona doğru anne. Başbakan hiddetleniyor biraz ve şu sözü söylüyor: Bağırma, senin oğlun cebimde mi ki çıkarıp vereyim”.  Aradan değil yirmi yıl, kırk yıl geçse de aynı cevabı vereceklerini bildiğimiz iktidarların ülkesini Yüzüklerin Efendisi romanındaki Orta Dünya evreni gibi detaylandırıp kurgulayalım.

Bugün otuz yaşına gelen kızının, on iki yaşındayken dilinin tutulmasını hatırlatıyor annesi. Ardından sabahın beşinde yataklarından kaldırılmaları,  kocasını dövmeleri aklına geliyor. Dört çocuğunun, babalarının perişan halini izlemeleri hala canını yakıyor.  Hapse girmesine dünden razı olan anne, kocasının başına ne geldiğini öğrenemeden 18 yıl bir başına çocuklarını büyütüyor. Yaşadıkları evin koşullarından bir öykü atmosferi rahatlıkla kurabiliriz değil mi?

Kurmaca ile gerçeğin alanlarını ve sınırlarını düşündüğümde, öykümün sonunda Gamze’nin polis tarafından yere düşürüldükten sonra kafasından kan gelmesi ağır bir son mu oldu diye kendi kendime sormuştum.

Cumartesi annelerinin yaşadıklarını, gerçeklerini tekrar izlediğimde, kurmacanın daha hafif kaldığını anladım. Bazı gerçekler hayalimize yağanların bile ötesindeydiler ve yazıya dökülenden çok daha serttiler. Bundan böyle yazacaklarım gibi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/02/2013 by in Uncategorized.

Twitter’dan..

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: