nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Yazlık Ev mi? Doğa mı?

Yaşamak istediğiniz yeri hayal edin ve bize söyleyin: “Yeşillikler arasında olsun” deyin… İşte çeşit çeşit orman ağaçları ve sadece yöreye özgü olanlar dahil olmak üzere 800’ü aşan bitkilerin olduğu o yerdesiniz. “Suyu bol olmalı, başka bir şey istemem” lafı dilinizin ucuna gelsin… Şırıl şırıl akan dereleri, cam gibi berrak gölleri,  buz gibi akan çeşmeleri ile yeryüzünde suyun en son biteceği yerlerden biri olarak tespit edilmiş “bin pınarlı” beldenin içindesiniz. Ciğerlerinize mis gibi havanın dolmasını dileyin… Alp Dağlarından sonra en çok oksijenin üretildiği toprakların üzerindesiniz. “Yaz aylarında tuzlu suya kendimi atıp güneşle kucaklaşayım” diye aklınızdan geçirin… Kendinizi; iskelesi, plajı, balıkçıları ile tam bir sahil keyfinin ortasında buluverirsiniz. “Zindeliği sağlayan, yaşlanmayı geciktiren, tedavi edici kaynakları olsun” diye arzularsanız; hemen yanı başınızdaki, binlerce yıldır şifa dağıtan kaplıcanın mineral dolu suyunun içine uzanırsınız. “İnsanların geçimini sağlayacak zenginliği olmalı” diye eklerseniz, “buranın yağı bütün yağların anasıdır” deyişini hak eden zeytin ağaçlarının yumrulu gövdesine yaslanırsınız… Rüzgar tanrısının adası,  Eolia’nın adı verilmiştir buranın yağlarına.

Geçmişin izlerini taşıyanları, zamanın içinden süzülenleri aramaya başladığınızda, M.Ö. 4. yüzyıla kadar giden antik Astyra kentinin kazı alanına doğru yürüyün. Roma dönemi taşlarının üzerine basmamaya gayret gösterin. “Şiirsel, güzel sözlerle anlatılan bir yer olsun” diye yüreğiniz çarparsa, Zeus’un 1774 metre yükseklikteki Gargaros tepesinden Troya savaşını izlemesini okuyun Homeros’tan. “Üzerinde yaşayan insanlar farklı kültürel zenginliklerle dolu olsun” diye düşündüğünüzde; Yörükler, Tahtacı Türkmenleri, Girit ve Midilli mübadillerinin evleri çıkar karşınıza. Geniş kapıyı gösterip, ”Burası tayfa kapısı” dediklerinde hiç şaşırmayın. Hayalini kurduğunuz yerdesiniz: Güre’desiniz.

Kuzey Ege’nin Edremit Körfezi’nde; bir yanı Akçay-Zeytinli, öte yanı Altınoluk ile sınır olan, Kazdağlarının sevimli beldesi Güre’desiniz. Belediye Başkanı Kamil Saka ile konuşuyoruz. “Dedelerimiz bebek bekleyen bir aile için kavak ağaçları dikermiş; çocuk erkek olursa sermaye olur, kız olursa çeyiz olur diye. 80 sonrası, kavak ağaçlarının yerini kooperatif evleri aldı; özellikle Özal döneminde inşaata büyük teşvikler verildi. İnsanların % 90’ı ihtiyaçtan değil, yatırım olsun diye yazlık ev aldılar. Yani yukarıdan freni boşalmış bir kamyon aşağıya salındı, belediye başkanlarının eline bir takoz verilerek ‘durdurun’ dendi. Sonuçta milyonlarca liralık rantın olduğu yerde, Türkiye’nin bütün sahilleri koca bir beton kent haline geldi.”

Kamil Saka, Güre’nin belde belediyesi olmasından bu yana geçen 25 yıldır belediye başkanı olarak görev yapıyor. Halkevleri geleneğinden ve siyasi parti örgütünün içinden gelen Güreli bir inşaat mühendisi. Belediye yönetimi olarak,  imar için gelen bir arsa talebinde şunu uyguluyorlar: % 40 yeşil alana terk ediliyor. Kalan % 60’ın sadece % 15’ine inşaat izni var. Komşu beldelerde gördüğüm hızla artan yapılaşmayı sorduğumda ise; her belediyenin uygulamasının değişik olduğunu, oralarda % 60’a varan imar izinlerinin verildiğini söylüyor. Yazlık evlerden ziyade, otellerin ve devre tatillerin yöre ekonomisine büyük katkıları olduğunun altını çiziyor. Yüzlerce yataklı oteller ve devre tatiller için yılda yüz bin civarında kişinin Güre’ye geldiğinden bahsedip, bunun yarattığı hareketin beldeyi ekonomik ve sosyal olarak canlandırmasının önemini vurguluyor. Bu yolla, her yönüyle Güre’yi korumanın daha mümkün olacağını belirtiyor.

Başka bir konu ise; gelecek yıl içerisinde Balıkesir’in Büyükşehir olması ile belde belediyelerin ortadan kalkması oluyor. Edremit Körfezi’nde 17 tane belde belediyesi olduğundan, Balıkesir Büyükşehir yerine Körfez Büyükşehir Belediye’si kurulmasının, bölge sorunlarına daha iyi çözüm yolları getireceğini savunuyor.

Güre, hayalimizdeki yerlerden biri. Yeryüzünde yaşayan biz insanların yükümlülüğü; Güre’nin zenginliğini koruyup geliştirmek, kısa dönemli kazançlara feda etmemek olmalıdır diye düşünürken, Başkan Saka bana bir Kızılderili atasözünü hatırlatıyor:

“Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde, Beyaz Adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 18/08/2012 by in Uncategorized and tagged , , , , , , , , , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: