nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Tipi Dindi

Mahmut Yesari’nin 1943 yılında ikinci baskısını yapmış “Tipi Dindi” adlı kitabını elime aldığımda, sarı saman sayfalarının çoğu, ya yandan ya da üstten kapalıydı. Bıçakla keserek okunabilir hale getirdikten sonra, gevşek ciltten ayrılan yaprakları yapıştırmak istemedim. Sayfaları özenle çevirmem ve iki elimle tutmam yeterli olacaktı. Kitabın yarısına geldiğimdeyse, kucağıma ve koltuğun üzerine dökülen sarı minik kağıt parçalarına çoktan alışmıştım. Romanı okuduktan sonra, varoluş ve etrafındaki şeylerin (önce değerlerin yazmıştım, silip şeylere çevirdim; çünkü değer demek, hem kişisel hem politik bir anlam taşıyordu) eriyerek yok olması sırasında, daha derinlerdeki bir şey yaşamını bir biçimde sürdürüyor diye düşünmeye başladım.

Ayfer Tunç’un, son öykü kitabına “Memleket Hikayeleri” adını verdiğini gördükten sonra, yazımın başlığını gönül rahatlığıyla, “Tipi Dindi” koydum. Refik Halit Karay’ın Memleket Hikayeleri, benim için edebiyatımızın başyapıtlarından biridir. Son derece etkilendiğim bu ustalıkla yazılmış öykülerden, çok daha önce-mesela lise yıllarımda haberdar olup, onları o zamanlar okuyamadığım için halen üzüntü duyarım. Mahmut Yesari’nin diğer bütün kitapları gibi, Tipi Dindi’nin de yeni baskıları bulunmuyor. Büyük güçlüklerle, sahaflardan çok eski baskılar ya da fotokopiler elde edilebiliyor. Yakın dönem edebiyatının iyi birer temsilcisi olan eserleri okurlara sunmak, Kültür Bakanlığı’nın işlevlerinden biri olmalıdır kanaatindeyim. Gelecek yıl Mahalle Evi Yazarlık Atölyemiz bünyesinde; yazarın adını taşıyan sokak üzerinde Mahmut Yesari semineri düzenleyerek, tanınmasına ve okunmasına bir katkımız olabilir diye de düşünüyorum.

Tipi Dindi; varlıklı bir ailenin orta yaşa gelmiş oğlu Macit’in, baba evinin dışında geçirdiği eğlence dolu hayatını bırakıp geri dönmesiyle başlayan bir yok oluş hikayedir. İş arkadaşlarıyla gittiği meyhanede Macar-Rus kadınlarıyla içki içerken, yaşadığı aşk acısı yüzünden kendini öldürme isteği duyduğu sırada, kız kardeşi Müzehher’den gelen mektupla başlar roman. İstelyano ve Eleni’nin pansiyonlarında sürdürdüğü uzun yıllardan sonra döndüğü Müslüman mahallesindeki evinde, artık babası yoktur. Uzak akrabalar, komşular, esnaf onlara karşı işbirliği içindedir. Dedelerinden, ninelerinden kalan zenginlik, güç ve etkinlik, kış boyunca yok olur gider. Tavırlarındaki görgü ve zihinlerindeki bilgi, yoksullaştıkça silinir, kaybolur.

“Evden taşınmaya mecburum evkaftan gelecekler… Alacaklı yalnız sütçü kasap mı? Kömürcü, sucu, zerzevatçı, bakkal, belki de terzi, aktar, daha akılda olmayan kimler gelmeyecek? …”

Evden eve taşınılır, eşyalar birer birer satılır; yeni hayatı kış boyunca sürdürmek mümkün olmaz. Küçük kardeş Niyazi, yatılı okula gönderilerek kurtarılır. Acaba romandaki aile yerine bir ülkeyi koyabilir miyiz? Sahip olduğu her şeyi kaybeden ve sonunda ölen bir ülkenin hikayesi olarak okuyabilir miyiz onu? Gencini dışarıya, ilim görmeye göndererek ülkenin devamını sağlayan gerçekte varoluşunu kaybedenin kendisidir. Yok oluş, ölüm üzerine son sözler, Macit’in söyledikleri olsun:

“ Bir mucize onu hayata iade etse, belki de pek hoşumuza gitmeyecek… Zira karşısında utanacağız… Yaşadığımız için ölülerden, ölümden kaçıyoruz değil mi? Bu kadar süfli endişelerle yaşamaktansa, ölmek bin defa …”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 13/06/2012 by in Uncategorized, Yazıları and tagged , , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: