nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Nihat ile Hrant İçin

Geçen beş yıl içinde ne zaman canım sıkılsa Hrant Dink’in Nora Nare Hoy Nare adlı yazısını okurum. Ülkede yaşanan vicdan ve adalet tıkanmalarına karşılık onun torunlarına söyleyeceği ezgiyi kulaklarımda duyar gibi olurum. Yazısında bir buçuk yaşında olan torunu Nora’dan sonra gelecek ikinci torununa ne yapıp ne edip Nare adını verilmesini sağlayacağını söyler. Sonra iki torununu yanına alıp mutluluktan halay tutturup oynaması gözümün önüne gelir.

Dün sonuçlanan mahkemenin verdiği, “ Hrant Dink’in ‘örgütsüz’ler tarafından  katledildiği ve devletin işin içinde hiç olmadığı” kararını öğrenince Aysel’den Nihat’ın konuşmasını göndermesini istedim.

Nihat Hoşgit uzun süre sol mücadelenin içinde yer aldıktan sonra 2007 Ağustos’unda beyin damarında bir tıkanıklık geçiriyor. O günden bu yana, tepki veren gözleriyle tavana bakışı,  ağzını genişleterek gülümsemesi, sevgili eşi Aysel’in ona aktardığı dünyadan büyük sevgisi ile yaşamını sürdürüyor.

21 Ocak 2007 tarihinde Barış Manço Kültür Merkezinde yapılan Kültürün Politikası, Politikanın Kültürü konulu panelde yaptığı açılış konuşmasında Nihat’ın Hrant üzerine söylediklerini bilmek gerekiyor diye düşündüm. Çünkü bugünkü yaralayıcı mahkeme kararının böyle alınacağını tam beş yıl öncesinden bize aktarıyordu:

“Alternatif kültür politikaları neler olabilir diye konuşmayı düşündüğümüz bu panel hazırlıkları sürerken Cuma günü Hrant’ı vurdular. Öylesine seçilmiş bir hedefti ki, onu başka türlü durduramazlardı. Çünkü o tam da bu kültür panelleriyle yaklaşmaya çalıştığımız, düşündüğü gibi yaşayan, yaşadığı gibi düşünen, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan insanlara örnek oluşturuyordu.

1954 yılında Malatya da doğdu. 7 yaşında İstanbul’ a geldi. Yetimhanede büyüdü. Birçoklarının yaptığı gibi sınıf kardeşlerini terk etmedi. Hrant’ı Hrant yapan özellikleriydi bunlar. Hâlbuki günümüzde insanlar ezilmişliklerinden kurtuldukları anda, kendilerine bir ikbal, bir kariyer sağladıkları anda arkada bıraktıklarını terk ediyor, güçlülere hicap ediyor, güce hicap ediyorlardı. Hrant bu yönüyle de çok büyük. Kültür konusuyla açmaya çalışacağımız konu, mülkle ilişkimiz. Kapitalizmin mantığı mülk edinmedir. Sermaye edinmedir. Bizler mülk edinmenin hırsızlık olduğunu söyleyen insanlar olsak bile, bizim içimizde bile mülk edinmenin peşinde hayatını veren insanlar var.

Hrant tam aksini yapıyor. Bir arkadaşına oturması için evini veriyor, kendi altı delik ayakkabı ile gezmeyi seçiyor, burada bir seçim yapıyor. Ona tehlikedesin git diyorlar. Gideyim de nereye diyor. Ermenistan’a gitsem orada da sorunlar var. Batıya gitsem hazır cennet. Oysa biz kaynayan cehennemlerimizi cennet haline getirmek için mücadele etmeliyiz, ben başka türlü davranamam diyor. Hrant bizim burada yapmaya çalıştığımız şeye model oluşturuyor.

Aslında bu paneli ertelemeyi düşünmüştük fakat Hrant’ın bu yanlarını öğrendiğimiz ve bildiğimiz için, bizim örnek almamız, benzememiz, benzemeye çalıştığımız insan olduğu içinde panelimizi yapmaya karar verdik.

Hrant öyle bir insan ki onu bir köşeye sıkıştırıp, damgalayıp yok edemezsiniz, edemediler. Onu haksız bir zeminde yakalayamazsınız, yakalayamadılar. Yaptıkları kör bir kurşunla onu  bizden almak oldu. Hrant gibilerin yeri kolay doldurulmuyor. Acımız çok büyük ama sol veya kendine sosyalist diyen, bu düşüncede mücadele eden insanlar olarak, muhalif ve alternatif yaşam biçimini Hrant’ın bize çizdiği portreden de yararlanarak, kurmaya hep birlikte çaba göstermeliyiz diyorum.”

Nihat’ın düzenlediği bu paneller birkaç kez devam etti. Her seferinde Hrant’ın varlığı, sözleri ve duruşu yanlarındaydı.  Onun etrafında toplanan insanların yapabileceklerini düşünmeye başladı Nihat. Sosyalist mücadeleye katkı sağlayacaklar, Hrant’ın cenazesindeki bir araya gelen binlerce kişiydi. Hemen ardından sosyalist bağımsız adayların genel seçimlerde meclise girmesine ilişkin çalışmalar başlatıldı.

Ağustos 2007’de Nihat’ın sessiz günleri başlamadan birkaç gün önce şöyle söylemişti Aysel’e: “Yılın ilk günlerinde çok acılar yaşadım, Hrant’ı kaybettim, ancak ardından Kültür Politikası panelleri yapıldı, bağımsız sosyalist adayımız meclise girdi ve 1 Mayıs’ta tekrar Taksim Meydanındaydık. Artık ölsem de gam yemem”.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 19/01/2012 by in Yazıları and tagged , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: