nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

2012’ye Girerken…


Geçen hafta Koşuyolu Mahalle Evi’nde gerçekleştirdiğimiz panelin açılış konuşmasını buraya taşımak istedim. Umarım sonunda Çehov’un istediği gibi doğru soruları sormuşumdur.

“Son 30 yılda akıl almaz bir hızla değişen bir dünya içinde yaşıyoruz.

Bunun başlangıç noktası olarak bilgi teknolojilerindeki hayal bile edilemeyecek gelişmeleri ve 2. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan iki kutuplu dünyanın sona ermesini görebiliriz.

Liberal ekonominin yaygınlaşması küreselleşme denen yeni ekonomik düzenin dünya  çapında genişlemesi;  bir süre sonra, iktidarın egemenlik alanıyla, dışarıda bırakma ve ötekileştirme halleriyle bir hesaplaşma dönemini başlattı.

Tunus’ta başlayan ve sonrasında tüm Ortadoğu’yu saran ayaklanma ve isyan gibi halk hareketlerini dünyanın süper gücü olarak tanımlanan ABD’de, finans sistemin kalbinin attığı yerlerde başlatılan “işgal et” eylemleri izledi. Öte yandan Avrupa gittikçe yayılan finansal krizinden hala kurtulamadı.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle gelecek kuşakların yaşama hakkının tehdit edilmesine karşılık alınan önlemler çok cılız kaldı.

George Orwell’in 1984 romanında olduğu gibi “Büyük Birader” tarafından her yerde her zaman izlenir hale geldik. İnternet yoluyla bilgiye erişimin çok kolaylaşması yanında, sosyal medya adı verilen ortamların açtığı ifade alanları ve yeni bir dilin oluşumu gibi ardı ardına sıralayabileceğimiz yenilikler artarak hayatımıza girdi.

Ülkemize doğru dönersek, modernleşme olarak da tanımlanan hızlı kentleşmenin getirdiği trafik, yeşil alanın yok olması gibi günlük yaşamı yakından ilgilendiren konularda ortaya çıkan sorunlarımız olduğu kadar ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve baskılardan kurtulamadık.

Son yıllarda dünyada ilk sıralarda yer alan ekonomik büyümeye rağmen insani gelişmişlik düzeyinde yerimizde saymaktayız.

Kadına yapılan şiddet ile kadın ölümlerinin ve yaralanmaların yaşanması, kimlik ve özgürlük tanımlamalarındaki sıkıntılardan hala söz edebiliyoruz.

Değişimin başlangıç noktası olarak saydığımız iki kutuplu dünyanın ortadan kalkması sırasında yaşanan bir olayı söyledikten sonra  sorularımı yöneltmek istiyorum.

Saraybosna 1992: Kuşatma altında bir kent

Havan topları düşerken ve keskin nişancılar ölümcül işlerini sürdürürken, bir çellist penceresinin önünde oturup Albioni’nin Adagiosunu çalmaktadır. O sırada bir bomba, aşağıdaki sokakta ekmek almak için kuyrukta bekleyen insanların üzerine düşer ve yirmi iki kişinin ölmesine neden olur. O günden sonraki yirmi iki gün boyunca her öğleden sonra çellist, viyolonselini bombanın düştüğü sokaktaki çukurun yanına taşıyacak ve ölenlerin anısına orada Adagioyu çalacaktır. Nefret etmeyi reddetmeye, korku ve acıların üst noktalarda yaşandığı bir zamanı yok etmek istercesine.

İç savaşın çılgınlığı, bu çılgınlığa her zaman eşlik eden barbarlık ve acı ile yıkılmış yaşamlar bir öykü bir kitaba dönüşür sonunda. Hayal edilemeyecek bir dehşetin ortasında, anlam, zarafet ve insanlığı bulmaya dair bir mücadelenin tanıklığını yapan çellist ve onun hikayesini anlatan bir roman ortaya çıkar Kanadalı yazar Steven Galloway tarafından.

Sanat, yaşananların ortasında kalmıştır.

Sanat sadece hayatımızı renklendirmeye yarayan bir araç mıdır?

Sanat değiştirici, özgürleştirici, iyileştirici etkisini nasıl gösterebilir?

Yaşamın sanatı taklit etmesi farklı bir çıkış yolu olabilir mi?  “

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24/12/2011 by in Yazıları and tagged , , , , .

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: