nükhet eren

…düşleyin siz de!, dedi, birkaç satırlık küçük düşler, uzun destanların kapısını açar…

Yüzü Gözü Mor Kadınlar

Daha iskeleye varmadan yağmur atıştırmaya başladı. Minibüsten iner inmez dibimizde biten satıcıdan şeffaf şemsiye almak şart olmuştu.  Önce pankartlar ve büyük bez afiş geldi, ardından kadınlar.  Vapura doğru geçen biri kadınların yüzlerine bakarken yorulduğunu söyledi. Ötekisi bunu yapanlar adam mı diye söylendi. Fötr şapkalı yaşlı bir bey tam ortaya geçti, şiirler okumaya başladı. Kim bilir kaç yıldır eşine dostuna tekrarlaya tekrarlaya ezberlediklerini. Orta yaşlı bir başkası karısını hiç dövmediğini, sadece sevdiğini söyledi. Sonra beyaz gelinliği içinde kan kırmızısı gözyaşlarıyla çocuk gelin geldi. Yağmur durdu.

Vapurda tuttuğum pankartı okumaya çalışan genç kız içinden tekrarlıyordu. “Acı Çiçek Açmaz”. Basın bildirileri dağıtıldı. Kimi sıcak bir çayın yanına, kimi çarşaf gibi açtığı gazetenin üstüne koydu. Merakla okumaya başlayanlar yanında göz ucuyla bakanlar da vardı. Bir kişi almak istemedi. Hak veren sıcak bakışların yanında bunlar da nereden çıktı diyenler azdı. Başı bağlı bir kadın “Kadınım Öyleyse Vurun” yazısını başıyla onaylıyordu.  Yeni model, hani birkaç yıl evvel hangisini beğendiğimizi işaretleyerek oyladığımız vapurlardan birindeydik.  Yüzü gözü mor kadınlar yekpare geniş pencerelerden görünen gri denizde yol alıyordu.  Aniden fırlayıp gelen adam kameramanı durdurdu. İçeride çekim yapamazsınız dedi. Oysa kadınlar içeride de dışarıda da…

Karaköy’e yanaşırken yanıma gelen adam bildiriyi neden almadığını açıklamaya başladı. Çünkü karısına hiç el kaldırmamıştı. Belli ki içi rahat etmemişti ve açıklama ihtiyacı duymuştu. Tünel’e doğru yürürken birkaç yabancı turist kadınlara baktı, bir şey anlamadıkları kesindi. Oysa daha önceki gün Denizli’de meydana gelen olayı anlatsak belki bir başlangıç olabilirdi: 34 yaşındaki kadın eski kocası tarafından pompalı tüfekle öldürülmüştü ve mahkeme kararına rağmen polis kadını koruyamamıştı. Tramvayın içinde gözler pankartları sessizce okudu. Bazı bakışlar sürekli gidip geldi. “Kadın İntiharları Cinayettir”.

Tünelde bizi kulağı mandallı, sevgisi bağımsız sarı bir köpek karşıladı. Galatasaray’a doğru yürürken sloganlar peşi sıra geliyordu: ”Şiddeti Ben Doğurmadım.” Yüzlerindeki boya mı yoksa sahiden dayak mı yemişler diye yanındaki arkadaşını dürterek sordu genç kadın. Öteki makyaj dedi. Piyangocu tatlı gülümsedi. Okulun önünde basın bildirisi okundu: Türkiye Yazarlar Sendikası, toplumun şiddete karşı duyarlılığının arttırılmasını ve kadınların uğradıkları saldırıların ve namus, töre, kıskançlık cinayetlerinin olağanlaştırılmamasını istiyordu. Yüzü gözü mor kadınlar bu acılı kadınların yaşadığı ülkenin yazarlarıydı, şairleriydi.

Sarı köpek Taksim’e kadar kadın erkek bir arada yürüyen, ellerinde döviz taşıyan, slogan atan yazarları, şairleri izledi. Oluşan kalabalığa şiirler okundu. Şiirler kadınaydı, “acıyı bal eylemek istemeyen” bütün kadınlara. Arkadan biri dürterek sordu: Ne olmuş o kadınların yüzlerine diye. Dün akşam dedim kocalarından dayak yemişler. Gerçekle kurmacanın iç içe geçtiği bir hikâyeyi söyledim sadece. Çünkü onlar sahiden yüzü gözü mor kadınlardı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 07/12/2011 by in Yazıları.

Twitter’dan..

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

İletişim

nukheteren yahoo.com

Fotoğraflar..

%d blogcu bunu beğendi: